Ege BALIKÇI

egebalikci@gmail.com 05 Nisan 2018 Perşembe 21:50 DİĞER KÖŞE YAZILARI

YAŞAMDAN KESİTLER

  İnsan, kibirli bir varlıktır. Kendini herkesten üstün görür. Herkese üstten bakar, ve gurur duyar bu huyundan. Ama bu kibrinin düşünce yetisini daralttığını asla bilemez. Çünkü tam olarak düşünemez, her şeyi kendi istediği gibi görmeye çalışır, derinliğine inemez. Korkaktır çünkü. Cesareti yoktur. Cesaretini toplayıp düşünmeye çalışsa bile gerçeği göremez. Kördür çünkü, kördür insanoğlu. Ve yalancıdır, her zaman. En çok da kendine yalancıdır. Gerçekleri göremediğine inandırır kendini düşüncelerin derinliğine indiği zaman. Çünkü acıdır, acı çekmek istemez. Acının kendisini ne kadar olgunlaştırdığını, gözünü açtığını göremez. Çok az insan acı çekmeyi sever. Çıkarının tam tersine bir hareket gibi görünse de bazen kendi çıkarlarımızın tam tersi yönünde de hareket ettiğimizi kabullenmeliyiz. Ki bunu da bazı durumlarda da isteriz, isteyerek çıkarımızın tam tersi yönünde hareket ederiz. Edebiliriz de. Çünkü hayat sürprizlerle doludur. Hep önümüze bir yol çizer insanlar, ve o yolun dışına çıkmamamızı tembihlerler. Çevremiz, boyun eğdiğimiz sistem, her şey. Çünkü düşünmemizi istemezler, hep birilerine itaat etmemizi beklerler. Bize gösterdikleri yolun sadece bir halüsinasyon olduğunu öğrenmeliyiz. Yanlıştır o yol, hiçbir zaman da var olmamıştır. Hiç kimse birinin önüne altın tepsiyle bir yol sunmaz. Asıl iş nerde biliyor musunuz baylar ve kadınlar, asıl iş düşüncemizi açmak ve hangi yolda devam etmek istiyorsak onu takip etmek. Önümüze sunulan bu yolu bazen biz seçmeyiz ve yoldan çıkmak isteriz. Önümüzdeki yoldan ayrılır, ormana dalarız. Vahşetin olduğu, acının olduğu yola. Ama içimiz rahattır artık. İstediğimizi elde etme çabasına girmiş olduk nihayetinde. Ama şimdi de yoldan çıkmış bir serseri oluruz, düşüncelerimizin önemi kalmamıştır artık. Artık önümüze altın tepsiyle bok bile sunulmayacaktır. Ama içimizin rahat olması gerekmektedir. Çünkü ilk defa kendin için çabalıyorsundur, istediğin bir hedef vardır ve o yolda önüne çıkan herkesi alt edeceğini düşünüyorsundur. Doğru, hepsini alt edeceksin. Ayağına çelme takacaklar, düşeceksin. Kalkacaksın ve daha hızlı koşacaksın, aç bir kurt gibi. Önüne devrilmiş kocaman bir ağaç, engel koyacaklar ve sen ise o ağacın üstünden atlayıp geçeceksin. Ama geçerken de ağacın bir dalı bacağını yaralayacaktır. Bıkmayacaksın, pes etmeyeceksin. Durmayacaksın ve inandığın amaç uğruna her şeyi alt edeceksin. Fakat asıl sorun şurada baylar. Hiçbir zaman o hedefe varmak istemeyeceksin. Çünkü bu yolun sonundaki o amaç, hiçbir zaman bu yolun sana kattığı donanım kadar güçlü olamayacaktır. Bu yol sana hayal kırıklığını öğretti, bu yol hüznü öğretti, bu yol sana pes etmemeyi öğretti, bu yol sana ağladıktan sonra gülmeyi öğretti, bu yol sana ağlamanın aslında kötü bir şey olmadığını öğretti, bu yol sana hayalperest olmayı öğretti. Her şeyi geçtim, bu yol sana acı çekmeyi öğretti. Acı çekmenin kötü bir şey olmadığını öğretti. İstediğin her şey uğruna acı çekmeyi ve ondan ders çıkarmayı öğretti. İstersen de ders çıkarma bunun sorun olmayacağını bile öğretti. Gerçekten, bu yolun sana kattığı çok şey var dostum. Çünkü bu yolu sen seçtin. Sana altın tepsiyle sunulan, dümdüz, masallardan çıkma bir yoldan sen kendin ayrıldın. Bu zamana kadar kendin için çabaladığın en güzel şey budur. Düşünce ufkun açıldı, gözlerin görmeye başladı dostum. O yolda senin özgürlüğün yoktu, bir hiçtin, bir piçtin aslında. O yolda yürürken bile birilerine hizmet ediyordun, hırpalansan bile mecburdun. Aşağılanırdın o yolda, ama bilirdin  başka bir seçeneğinin daha her zaman var olduğunu. Kendi kibrini yendin ve kendi yoluna attın kendini. Kendi yolunun sonunda bir bakmışsın ki her tarafın kir, pasaklı; yaralı. Ama artık düşünüyorsundur. Neyin doğru neyin yanlış olduğu dayatılıyordu bize ama bunun neye göre olduğunu kimse sorgulamıyordu. Artık sen sorgulayacaksın. Gülecekler, alay edecekler ama sen bileceksin. Doğrusunun bunun sorgulanması gerektiğini. Belki de gerçekten sana dayatılan yanlış gerçekten de yanlıştır fakat bunun önemi yoktur. Sen artık sorgulama cesaretine erişmişsindir ve artık kimse sana engel olamaz. Kim demiş, insan kendi çıkarlarının tam tersi yönünde hareket ettiği zaman önüne konulan engeller sonucunda kötülüğe başvurduğunu ve bu yüzden kötülüğün anasının insan çıkarları olduğunu? Hayır. Bütün kötülüğün anası, düşüncesizliktir. Niye, insan bazen kendi çıkarları doğrultusunun tam tersi yönünde de hareket edebilir. Bu çok doğaldır. Belki de kendi çıkarı olarak gördüğü şeyi gerçekten de istemiyordur ve bunu kendisine itiraf edemiyordur. İnsanları sorgulayabilirsiniz fakat yargılayamazsınız. İşin aslı şudur; DÜŞÜN VE TAŞIN. Düşündükçe her şeyin daha da çok farkına varacaksınız.
 Hep akılcı yararlar için uğraşmak zorunda olduğumuzu bize dayatırlar. Peki artık sorgulayabildiğimize göre soruyorum size. Niye? Neden hep bir durum karşısında yarar arıyoruz ve bu yararın bize çok ama çok şey katacağını düşünebiliyoruz. İşte çoğu insan bu noktada tıkanır. O yararın bize çok şey katabileceğini “düşünebiliyoruz” sadece. Peki ama hiç düşündünüz mü, bir durum var fakat o durumun sonucunda çok kötü bir takım olaylar yaşayıp, iğrenç bir konuma düşeceğinizi ve o iğrenç konumun size katacağı zararları? Nelerdir sizce? Rezil olabilirsiniz, hayatınız boyunca unutamayacağınız bir olay olabilir, karakteriniz sorgulanabilir, ve insanlar sizden teker teker dökülen sonbahar yaprakları gibi dökülebilir.  Böylelikle daha çok içinize kapanacaksınızdır, kendi kendinizle yüzleşeceksinizdir. Ama bu demek değildir ki asosyallik. Kendi içinizde bir fenomen olacaksınızdır artık. Çünkü kendinizle tanışma fırsatı bulmuşsunuzdur ve bu her şeyin başlangıcıdır. Daha sonra öyle bir hal alacaktır ki insanoğlu, bunu övgü haline bile getirip millete hava atacaktır. Bu kadar aşağıya bile düşeceksinizdir, “hemen bunu birkaç dostuma(!) anlatıp aslında ne kadar güçlü bir insan olduğumu görsünler” diyeceksinizdir, buna hakkınız yok. Bunu kendinize yapma hakkınız yok. Kendinize ihanet etmiş olursunuz. Bazı şeyler benliğinizle bir sırdır. Kilitli bir kutudadır. Onu gerçekten hak eden birine açmalısınız ve o kriteri de kendiniz belirleyeceksiniz.
  Hayat, ne garip öyle değil mi? Bazen olağanüstü, büyülü bir dünyada olduğumuza inandırır, bazen de dayanılmaz, çaresizliklerle dolu, yıkımlarla, hayal kırıklıklarıyla dolu olduğuna. Bazen hayat güzel anıları bir piyanodan çıkan büyülü ahenkle, ilhamla hatırlatır, bazen de kötü anıları ritimsiz, kulağı kanatan bir keman sesiyle. Bazen hayat kendimizi mutlu olduğumuza inandırır, istemsizce gülümsetir, içimizdeki kelebekleri harekete geçirir. Bazen de mutsuz olduğumuzu yüzümüze sertçe, bir tokat gibi vurur. Bu hayatın karşımıza neler çıkaracağını hiçbirimiz kesin olarak keşfedemeyeceğiz. Ama şunu biliyoruz ki, hayatta hiçbir şey kesin değildir. Genellikle bunu şikayet ederek dile getirir, planlar yaparız. Ama şunu da inkar etmemek gerekir, hala daha hayatta olmamızın, umut dolu olmamızın sebebi de hayatın kesin olmamasından kaynaklı. Bu bize ilham veriyor. Belki de hayatı çekici yapan tarafı da budur. Belirsizlik. Sonunu bilememezlik. Bilebilseydik eğer, işin heyecanı kalmazdı. Önümüzde ki yol sisli ve önümüze nelerin çıkacağını ancak yürüyerek öğrenebiliriz. Kararlı ve emin adımlarla.
392 defa okundu.
YORUM EKLE
    YORUMLAR
  • Murat TUNÇ - 06 Nisan 2018 Cuma 10:47
    Ege Bey'in yazısına ek olarak ekstra bir dipnottur bu. Öleceğini bilerek yaşayan tek canlı insanoğludur desem durup düşünürsünüz. Hiçbir canlı öleceğinden haberi yoktur, insanoğlu hariç. Bunun yanında Cennetin ve Cehennemin olduğunu bile bile, hala, ısrarla, hiç bıkmadan, hiç usanmadan Kötü olmayı BECEREBİLEN Zalimdir İnsanoğlu..
    Tabiki bir bitiş bir son değildir bu Kötülük ve zalimlik.. DÜNYADA İYİLİK VE GÜZELLİK HÜKÜM SÜRECEKTİR. Yeryüzünün en temiz, en berrak en güzel Kitabının HÜKMÜdür bu. Yeterki iyiler ve doğrular aynı yolda birleşsin
Yeni sezonun en iyi Dizisi, sizce hangisi ?















DÖVİZ KURLARI
USD 5.3738     EURO 6.0725     IMKB 90529     ALTIN 213,679    
sanalbasin.com üyesidir