Karya OKTEM

karyaoktem@gmail.com 06 Nisan 2018 Cuma 19:17 DİĞER KÖŞE YAZILARI

HERKES KENDİ HAYATININ SİMYACI’SIDIR

Kim ve ne olursa olsun. Yeryüzündeki her insan, her zaman, dünya tarihinde başrolü oynar. Ve doğal olarak o bilmez bunu.

İnsan sevdiği için sever. Aşkın hiçbir gerekçesi yoktur. Sorguluyorsan veya neden bulabiliyorsan “aşk” değildir.

İşaretleri “talih” diye tanımlıyorum. Evrensel dil “talih” ve “rastlantı” sözcükleri ile yazılmalı. Çünkü onlar bizim yol tabelalarımızdır...

Kimse bilinmezden korkmamalı, çünkü herkes istediği ve ihtiyaç duyduğu şeyi elde edebilir. İster hayatımız, ister işimiz ve sahip olduklarımız olsun, sahip olduğumuz şeyleri yitirmekten korkarız. Ama hayat hikayemiz ile dünya tarihinin aynı mantık tarafından belirlendiğini anladığımız zaman, bunu anlar anlamaz, bu korku uçup gider. Bu kadercilik değil, uyum ve dengeye güvendir...

Her şeyi temel kural yönlendiriyor. Buna simyada evrenin ruhu adı verilir. Bütün kalbimizle bir şey istediğimiz zaman, evrenin ruhuna daha yakın oluruz ve olumlu bir güç yaratırız. Kalbin neredeyse hazineni bulacağın yer de orasıdır.

Girdiğin ortamın şartlarını iyi şekilde analiz etme yeteneğin, ortam şartlarının zorluğuna rağmen seni başarıya götürecek bir yetenektir. Adaptasyon kabiliyeti, atalarımızdan bize miras kalan en büyük güçtür ve bunu başarabilenler hayatta kalır. Çünkü “hayat” yürümek için yağmurun dinmesini beklemek yerine, yağmurun altında ahenk içinde hareket etmesini bilenleri yaşatır...

Felsefe taşını bulmak öyle kolay bir iş değildir. Simyacılar , madenleri arıtan ateşi gözlemlemek için yıllarca laboratuvarlarına kapanıyorlardı. Ateşe bakmaya kendilerini öylesine veriyorlardı ki, vicdanlarında , dünyanın bütün fani değerlerinden kurtulup arınıyorlardı. Ve sonunda, bir gün, madenleri arıtmanın aslında kendilerini arındırmak olduğunu anlıyorlardı...

Herkesin kendine göre bir öğrenme tarzı var. Onun öğrenme tarzı , benim öğrenme tarzım değil; benim öğrenme tarzım, onun tarzı değil. Ama o da, ben de kişisel menkıbemizi arıyoruz; bu yüzden ona “SAYGI” duyuyorum.

“Yaşıyorum !”... Bir şey yerken, yemekten başka bir şey düşünmem. Yürüdüğüm zaman da yürüyeceğim, hepsi bu. Savaşmak zorunda kalırsam, ölüm şu gün ya da bugün gelmiş vız gelir tırıs gider. Çünkü ben ne geçmişte ne de de gelecekte yaşıyorum. Benim yalnızca şimdim var ve beni sadece o ilgilendirir. Her zaman şimdide yaşamayı başarabilirsen “mutlu” bir insan olursun.

“Geleceği nasıl sezebilirsin?” Şimdinin işaretleri sayesinde. Gizin kökü şimdidedir; şimdiye dikkat edecek olursan, onu iyileştirebilirsin. Ve şimdiyi iyileştirebilirsen, daha sonra gelecek olan da iyi olacaktır. Geleceği unut ve hayatının her gününü kendini gerçekleştirerek ve doğayla uyumlu şekilde yaşa.

Kötülük, insanın ağzından giren şeyde değildir. Kötülük oradan çıkandadır... Maalesef insanlar alkole günah der ama günah üzüm suyunda değil, onu içtikten sonra senin yaptığın eylemler veya sözlerdir aslında.

“Yüreğimizi neden dinlemeliyiz?” Çünkü yüreğin neredeyse hazinen de oradadır.

“Yüreğimi neden dinlemek zorundayım?” Çünkü onu susturmayı hiçbir zaman başaramazsın.

“Yüreğim bana ihanet edecek olsa da mı?” İhanet, senin beklemediğin bir darbedir. Ama sen yüreğini tanıyacak olursan, sana baskın yapmayı hiçbir zaman başaramayacaktır. Çünkü onun düşlerini ve arzularını tanıyacaksın ve onları hesaba katacaksın. Hiç kimse kendi yüreğinden kaçamaz.

“Yüreğim acı çekmekten korkuyorsa?” Yüreğine, acı korkusunun, acının kendisinden de kötü bir şey olduğunu söyle. Düşlerinin peşinde olduğu sürece hiçbir yürek kesinlikle acı çekmez. Çünkü araştırmanın her anı, tanrı ve sonsuzluk ile karşılaşma anıdır.

Aşkın bir insanın kendi kişisel hedef ve hayallerinin peşinden gitmesine engel olmadığını anlaman gerekiyor...(ülke değiştirmemek, hayalindeki işe veya okula gitmemek...) Böyle bir şey söz konusu olduğu zaman bil ki evrenin dilini konuşan aşk değildir bu, yani gerçek aşk değildir. Çünkü aşk her zaman gelişmek ve yayılmak ister ve buna izin verir.

Düşlerinden uzaklaşacak olursa göğsünde sıkışmasını ve kendisini uyarmasını veya herhangi bir uyarı işareti vermesini iste yüreğinden ... Bu işareti ne zaman duyarsan, ona dikkat edeceğine söz ver !

Evrende her şey evrim geçirir. Ve bilenler için, en çok evrim geçirmiş madendir altın. Bana niçin olduğunu sorma, bilmiyorum. Yalnızca şunu biliyorum: geleceğin öğrettikleri , her zaman doğrudur. Ama insanlar bilgelerin sözlerini doğru olarak yorumlayamadılar. Ve altın evrimin simgesi olacağına savaşların işareti oldu.

Başkasını kişisel menkıbesine burnunu sokan kimse kendi kişisel menkıbesini kesinlikle keşfedemez.

Umutsuzluğa asla teslim olma yoksa bu, yüreğinle konuşmana engel olur.

Kendi amacını yaşayan kimse neye ihtiyacı varsa hepsini bilir. Bir düşün gerçekleşmesini bir tek şey olanaksız kılar: başarısızlığa uğrama korkusu.

Aşk, evrenin ruhunu değiştiren ve geliştiren güçtür. Evrenin ruhunu bizler besliyoruz ve üzerinde yaşadığımız dünya, bizim daha iyi ya da daha kötü olmamıza göre, daha iyi ya da kötü olacaktır. Aşkın gücü işte burada işe karışır, çünkü sevdiğimiz zaman, olduğumuzdan daha iyi olmak isteriz her zaman. Ve insan o kadar tembel bir yaratıktır ki, sadece aşık olduğu zaman kendini geliştirme telaşına düşer çoğu zaman.

 

YORUM EKLE
    YORUMLAR
ANKARA ⇓
İmsak 04:18
Güneş 05:52
Öğle 12:53
İkindi 16:38
Akşam 19:42
Yatsı 21:09
Bu Sezon En Sevdiğiniz ve en Reyting aldığını düşündüğünüz Dizi Hangisi?










28°ANKARA
Süper Lig
1.Lig
DÖVİZ KURLARI
USD 4.0658     EURO 4.9307     IMKB 107015     ALTIN 172,216    
sanalbasin.com üyesidir