Atayurt Türkistan

Atayurt Türkistan

6 Aralık 2019 0 Yazar: Hasan KAYA

İmam-ı Buhari, Tirmizi, İbni Sina, Kaşgarlı Mahmut gibi isimler zikredildiği zaman, birçoğumuz hadis, tıp, edebiyat ve tarih alanında hizmetleri bulunan bu isimleri, eserleri ile birlikte az veya çok hatırlarız.

Ancak ilmi sahalarında önemli bir yere sahip oldukları için isimlerini bildiğimiz bu alimlerin yaşadığı Atayurt’umuz Türkistan ile ilgili bilgilerin arızalanmış bilgisayar hard diski misali, toplumsal hafızamızdan silinmiş olduğunu görürüz. Bu tespitimizin doğruluğunu görebilmek adına Atayurt’umuz Türkistan ile ilgili hafızanızdaki mevcut bilgilerinizi şu anda kontrol ederek test edebilirsiniz.

Belki de Doğu Türkistan’da Müslüman-Türklere yapılan soykırım ve zulüm ile ilgili haberler gündemimizde girmemiş olsaydı, bilgilerimizi tazeleme ihtiyacı duymayacağımız için birkaç bilgi kırıntısından ileriye gitmeyecekti.

Oysaki ay yıldızlı mavi bayrakları ile “Doğu Türkistan’daki Çin zulmüne” dikkat çekebilmek için karlı yollarda yürüyen, mücadele eden otuz beş milyon insanın yaşadığı Ata yurdumuz Türkistan’da yaşanan insanlık dışı zulüm ve işkenceler, haber değeri olmaya dahi değer görülmemiş, gündemimizden çıkarılmaya çalışılmıştı.

Türk ve Müslüman alemi yapay gündemler ile uğraştıkları için kendi sorunlarından başka hiçbir sorunu görmemek gibi bir kolaycılığı vardır. Bunun için de Çin ve diğer yerlerdeki zulüm ve işkenceler, göstere göstere, aleni ve apaçık, dünyanın gözleri önünde zulüm yapılıyor ama çok kimse umursamıyor. Bu onların mahareti mi? yoksa bizim gafilliğimiz mi? çaresizliğinden mi? bunun değerlendirmesini size bırakıyorum.

Bu sorun yeni başlamışta değil. Her şey Osmanlı’nın savaştan yenik çıkması ve buna bağlı olarak parçalanması ile başladı. Ümmeti İslam ve Türk dünyası çil yavrusu gibi dağıldı.

Emperyalist güçler tarafından Osmanlının birer eyaleti, hatta vilayeti olan yerlerde kurdukları küçücük devletçiklerin sınırlarını cetvel ile çizdiler. Öyle ki, BM göre 195 ülkenin bulunduğu dünya devletleri aranasında Osmanlı toprakları üzerine bağlantılı ilintili 70 kusur devlet kuruldu. Sonrasında da bu coğrafyada istedikleri gibi at koşturmaya başladılar.

Türkiye ve birkaç Arap ülkesi hariç olmak üzere, bu devletlerin çoğunluğu Demirperde ülkeleri olarak isimlendirilen Komünist/Sosyalist blok içinde kaldı. Dini ve milliyetçiliği inkâr eden, bu sözde sistem , Müslüman Türklerin yaşadığı topraklar da cesetler üzerine kan ve gözyaşı ile kuruldu. Milyonlarca Müslüman Türk, öldürüldü, sürgün edilerek yerlerinden yurtlarından edildi.

Kurulan bu zulüm sistemi 1990 yıllarında işkembesi patlamış domuz gibi darmadağın olup sistemin çökmesi üzerine; kuruluşların da olduğu gibi yıkılmaları da Müslüman Türklerin başına bela oldu. Balkanlardan, Asya ve Ortadoğu’daki birçok komünist ülke sınırlarında kalan Müslüman Türklerin çektiği eziyetler gün yüzüne çıktı.

Balkanlar da Avrupa’nın ortasındaki Yugoslavya da, Romanya da, Bulgaristan da içler acısı dramlar ile karşılaştık. Başsız ve sahipsiz kalmış milyonlarca Müslüman Türk’ün başına gelmeyen kalmadı. Bizler ne oluyor sorusunun cevabını ararken, Avrupa’nın orta yerinde, dünyanın gözleri önünde Bosna-Hersek’te binlerce kadına tecavüz edildi, öldürüldü. Sadece Srebrenitsa’da BM gözetiminde ve himayesinde 8372 Müslüman Boşnak vahşice öldürülerek soykırım yapıldı.

Şimdide aynı zulüm şiddet, soykırım, Ata yurdumuz Doğu Türkistan da yaşanıyor… Yine biz anlamaya çalışıyor, en kötüsü de bizden uzak olsun modunda görmezden gelmeye çalışıyoruz.

Doğu Türkistan da ise Müslüman-Türkler işkence görüyor. Kadınlara kızlara tecavüz ediliyor. Bosna Hersek te, Çeçenistan da, Azerbaycan da olduğu gibi her şey olup bittikten sonra aklımız başına gelir ama o zamanda inşallah iş işten geçmemiş olur.