ÖMER VEYA ÖMERCİK OLABİLMEK - Reyting TV
SON DAKİKA

ÖMER VEYA ÖMERCİK OLABİLMEK

Her ile bir Ömer “Ömercik” olabilmek çok ciddi bir mesuliyet, hizmet erbabı için çok yüksek bir çıta, ağır bir mükellefiyettir. Bu yük günümüzde günümüz arenasında ve şartlarında kaldırılabilecek bir yük değildir. Söyleyen ve bu yükün altına gireceklere Allah kolaylık versin.

Bu haber 22 Kasım 2019 - 18:26 'de eklendi ve 294 kez görüntülendi.

Muhalefete göre yaprak dökümü; AK Partiye göre ise fabrika ayarlarına geri dönme ve yenilenme kapsamında, Türkiye genelinde AK Partinin sekiz il başkanı görevlerinden ayrıldılar. Bu istifaların zamana yayılarak sayılarının artacağı ve yirmi beşi bulacağı söyleniyor.

İstifa edenlerin içinde, kendi İl’im Çanakkale ve komşumuz Balıkesir AK Parti İl Başkanları da bulunduğu için istifaların toplumda bulduğu karşılığı, halk ve günlük siyaset üzerindeki etkilerini, halkın beklentileri ile birlikte sokağın nabzını birebir değerlendirme fırsatı buldum.

Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek adına istifa eden Çanakkale İl Başkanı Gültekin Yıldız’ı çok yakından tanımamakla birlikte, birkaç defa çay içip sohbet etmişliğim olduğu için bıraktığı intibaının : “ diklenmeden dik duran” sağlam karakterli ve kişilik sahibi olduğu, akçeli işlerde mümkün mertebe bulaşmadığı kanaatim, toplumda da üç aşağı beş yukarı çoğunlukla ayni görüşlerin ağır bastığı için yapılan değişiklikler doğrultusunda, Çanakkale’nin ve Balıkesir’in Ömer’i kimler olacak? Merakı ile söylem ve icraatın ne kadar uygulanacağı merak konusu.

“Her İl’e bir Ömer” söylemi ile AK Partinin kuruluşundaki fabrika ayarlarının bir tık daha ilerisin de taşra ve genel merkez yönetimlerine daha kaliteli ve dürüst samimi insanların yönetim kadrolarında olması beklentisinde konusunda çıtayı bir hayli yükseltti.

Aslında “Her İl’e bir Ömer” söylemini ilk duyduğumda, Ömer’den murat edilenin Ömer Halisdemir olacağı kanaati uyanmıştı. İl Başkanları görevden alındıktan sonra sokaktaki birçok insanın, bu bağlamda Hz. Ömer (RA) ve Hz. Hatice (RA) isimlerini sonuna “gibi” eklenerek zikrettiklerini duyduğumda yanlışınız var diye birkaç arkadaşımı uyardığım da, Ömer’den murat edilenin adalet timsali Hz. Ömer (RA) olduğunu araştırınca öğrendim…

Hz. Ömer gibi, Hz. Hatice gibi olmak, olabilmek, olmayı murat etmek, keşke, ahhhhh keşke mümkün olabilse… Ama… Ama… Aması var işte

Reisin Cumhurbaşkanı olup parti ile bağını kopardığında, kitle partisi olabilmek için, kim olursan ol; hangi partiye, hangi görüşe mensup olursan ol; gel anlayışı ile partinin kapıları her gelene sonuna kadar açılması ile kırılma başladı.

Açılan kapıdan içeri iktidar nimetlerinden faydalanmak için gelenler, ekibini, arkadaşları ve akrabaları ile birlikte alışkanlıklarını da AK Partiye taşıdılar. Bunun doğal sonucu olarak kitle partisi olmak adına iyi niyet ile yapılan bu açılım maalesef gece kondu mahallesine (AKP) döndü.

“Bal tutan parmağını yalar.” Saçmalığı, görgüsüzlüğü ile hareket eden bu güruh, kovanın balını avuç, avuç tarumar ettiler. Basiretsizlikleri bal yapmaz arıların kovanı istila etmesine yol açtılar. Görünürde arı sayısı artmış gözükse de bal (hizmet) verimi düştükçe düştü.

Partinin kurucu felsefesine bağlı, görev istenmez verilir anlayışına sahip, verilmiş olan görevini emanet olarak görüp, halka ve hakka hizmet fırsatı gören, görevini, ibadet aşkı ile siyaset edebi içinde yapan işçi arıların bir kısmı kenara itildi. Bir kısmı da gördüklerini ve duyduklarını midesi kaldırmadığı için köşelerine çekildiler.

Bu gelişmelerin sonucunda da AK Parti kuruluş felsefesinden yani fabrika ayarlarından hızla uzaklaştı. Düzen, parti disiplini bozuldu. Akraba, eş dost, atamaları, siyasetçinin kapısını çalmadan devlet dairelerinde iş yapılmaması devri başladı.

Kamuda, 28 Şubat Paşalarına rahmet okutacak cinsten tayin ve sürgünler yaşandı. Devlet kademelerinde ne kadar kuruluş felsefesi çizgisinde olan insan varsa, tamamına yakını Uzman ve Araştırmacı kadroları ile kızağa çekildi. Yerlerine liyakatten uzak, eş dost ve sadakat kriterleri arandığı için kamuda birçok alanda sistem tıkanma noktasına geldi.

Bunun sonucu olarak da, bir zamanlar AK Partinin yüz akı hizmetleri olan, birçok alanda hizmet bazında ve vatandaş memnuniyetinde aksamalar, suiistimaller ve skandallar ardın sıra patlamaya başladı. Adamı olanın işinin görüldüğü, garip gurabanın, fakir fukaranın horlandığı, bugün git yarın gel diye eski günlere dönülmeye başlandı.

En hayati konularda hizmet veren kamu kurumların, bırakın yöneticileri, santral telefonlarına dahi günlerce cevap verilmemeye, çalıp çalıp vatandaşın yüzüne kapanan aramalar başladı. Gerek iş bilmezlik, gerekse arkamda dayı amcam sağlam düşüncesi ile hizmet üretilmediği için e- imzaya geçildiği günümüzde çok basit evrak işleri dahi Ankara’ya gönderilmeye başlandı. Bunun için de vatandaşın hizmetleri altı ay, bir yıl süre ile uzamaya başladı.

Bu söylenenlerin iddiadan ibaret olmadığı, eksiği olup fazlasının bulunmadığı çok küçük bir araştırma ile ortaya çıkacak olaylardır. Bakanlıkların, Uzman veya Araştırmacı kadrolarında şu anda kimlerin istihdam edildiği ve sicilleri incelendiği, herhangi bir bakanlık veya genel müdürlüğe telefon açıldığı zaman doğru olduğu görülecektir.

Bursa İlinde ikamet eden yeğenimin doğum kaydı ile ilgili yaşanan çaresizliği gördüğümde inanamadım. Çok basit onay gerektiren, rutin bir evrakının altı aydan beri sürüncemede bırakılması nedeniyle yaşadığı mağduriyeti gördüğümde utandım. Mağduriyetin önlenmesi için tanıdık eşe dosta durumu bildirdiğimde, bürokrasinin eski günlerine döndüğünü çok yakıdan görmüş oldum.

Bu yaşananları gördükten sonra neden “Her İl’e bir Ömer” e ihtiyaç duyulduğunu çok daha iyi anlıyoruz. Ama Mehmetçik, Muhammetçik söylemindeki incelikteki ruh ve anlayış ile “Ömer” yerine “Ömercik” denilmesi, sanki daha şık olacak gibi geliyor.

“Ömercik” olabilmek çok ciddi bir mesuliyet, hizmet erbabı için çok yüksek bir çıta, ağır bir mükellefiyettir. Bu yük günümüzde günümüz arenasında ve şartlarında kaldırılabilecek bir yük değildir. Söyleyen ve bu yükün altına gireceklere Allah kolaylık versin.