Terörist mi? Militan mı? - Reyting TV

Sıradaki içerik:

Aşkın Anatomisi

e
sv

Terörist mi? Militan mı?

124 okunma — 10 Şubat 2021 02:00
avatar

Hasan KAYA

  • e0

    Mutlu

  • e0

    Eğlenmiş

  • e0

    Şaşırmış

  • e0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

kose-yazilari
malatya oto kiralama

Boğaziçi Üniversitesine rektör atanması bahanesiyle başlayan kalkışma da kendilerini Boğaziçi öğrencileri diye tanımlayan grup “12. Cumhurbaşkanına Açık Mektup” başlığı ile bir bildiri yayınladılar.
Bu mektupta:
“… HDP Genel Başkanını, gazetecileri, sendikacıları hukuksuz birşekilde hapishanede tutuyorsunuz… Siz Berkin Elvan’ın annesini mitinglerde yuhalatıyorsunuz. Biz Berkin Elvan’ın yanındayız
diyoruz…
….Hrant Dink katledildiğinde istifa ederdiniz. Soma’da 301 madenci katledildiğinde istifa ederdiniz. Roboski’de 34 Kürt öldürüldüğünde istifa ederdiniz. Çorlu’daki tren kazasından sonra istifa ederdiniz.
Başta KHK’lar olmak üzere, işsiz bıraktığınız ya da iş bulamayan binlerce yurttaşın geçim derdini görüp istifa ederdiniz…”

…Bu süreçte gözaltına alınan, tutuklanan bütün arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın!  LGBTİ+ arkadaşlarımıza ve diğer hedef gösterilen bütün gruplara yönelik itibarsızlaştırma kampanyalar sona ersin!…  Başka emriniz…! Dedirtecek cinsten tanıdık cümlelerle ve kimin tarafından kaleme alındığına şüphe bırakmayan bir mektup(?) ile
taleplerini dile getirdiler.
Türkiye’de vakıf ve devlet olmak üzere toplam. 203 üniversite var, bu üniversitelerde 8 milyon civarında öğrencimiz öğrenim görüyor.

Kalkışmanın ve tartışmanın odağı olan Boğaziçi Üniversitesinde hazırlık, lisans ve yüksek lisans olmak üzere toplam öğrenci sayısı ise: 16.233…   Sözde öğrenci olaylarına karışan sayısı: 511  Boğaziçili öğrenci sayısı: 55  Olaylara karışan DHKP-C, PKK, MLKP sayısı: 456
Mektuptaki kullanılan dile, açıklamalara, taleplere; kalkışma süresince yaşadıklarımıza, ülkemizdeki üniversite ve öğrenci sayılarına duru bir akıl, ön yargısız ve tarafsız bir düşünce ile tahlil ettiğinizde, Boğaziçi kalkışmasının bütün öğrencilerin katıldığı masum bir öğrenci hareketi olmadığı görülecektir.  Boğaziçi kalkışmasına katılmayan, destek vermeyen veya aksi fikir beyan eden öğrencilerin fişlenmesi… Sosyal medya hesaplarından “sizlere bu okulu (Boğaziçi) bitirtmeyeceğiz” diye faşistçe tehditler savruluyor olması da bu gerçeği gösteriyor…

Bunun yanında Irak’taki işgal hareketinde olduğu gibi ABD’ye işgaldavetini yapan güruhun söylemleri ile paralellik arz eden, ABD’nin Boğaziçi Üniversitene el koyabileceğinin söylenmesi ve niye müdahale etmiyorsunuz dercesine, “eşeğin aklına karpuz kabuğu getirme” gayreti ile ısrar ile dillendirilmesi, başka bir konuşmacının da: “neden el koysun ki üniversite zaten onların” diye cevap vermesindeki ilkesizlik ve hadsiz düşünceyi de kalkışma ile birlikte
çok iyi okuması gerekir.

Bu saçma sapan alçaklığı dillendirenlerin yurtseverliği kimseye bırakmayan, birçoğunun TBMM kürsüsünde, “vatanın bölünmez bütünlüğünü ve bağımsızlığını koruyacağına” yemin etmiş, kendilerini sözde Amerikan karşıt olarak nitelendiren kişilerin olması ve zamanında 6. Filoyu ülkeye sokmadıklarından bahisle mangalda kül bırakmayan, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu dedirtecek cinsten tezat düşüncelerle yurtseverlik ile vatan hainliği arasında fikren gel-git yaşayan tatlı su kurnazları…
Bir taraftan özgürlük, eşitlik, bağımsızlık nutukları atıyorlar iken, diğer taraftan mandacı söylemlerde bulunmalarındaki samimiyetsizliklerini; bağımsızlık, barış, özgürlük veya 6. filo diye konuşmaya başladıklarında ağızlarına kürekle vuruyormuşçasına yüzlerine çarpmak üzere hafızanıza kaydetmenizi istiyorum…

Bu ülkede yıllarca başörtüsü/türban gereksiz yere tartışıldı, toplum gerildi, post modem darbelere zemin hazırlandı. (O zaman da Boğaziçili  Emire Kalkancı figürümüz vardı.) Öğrenciler, başörtülü okullarına alınmadı, ikna odaları kuruldu.   Mecliste başörtülü diye milletvekili yemin ettirilmedi. Başörtüsü T.C. ’ye meydan okuma olarak değerlendirildi. Başörtülü/Türbanlı kızlarımız “Kara Fatma” gibi insanlık onurunu kırıcı bir şekilde aşağılandılar…

CHP eski Milletvekili Fikri Sağların: "Başörtülü/Türbanlı hâkim karşısına gittiğimde adaleti savunacağı konusunda kuşkum var. Bazıları militanca ve ideolojik takılıyor, bununla mücadele edilmeli.” diye başlattığı gereksiz tartışmanın henüz dumanı kurumadı.

Boğaziçi kalkışmasında başörtülü/türbanlı HDP’li milletvekilinin polise saldırması ve başka bir başörtülü/türbanlı kızımızın göstericiler arasında yer alması ise başörtü/türbanlılara demediğini, yapmadıkları hakareti bırakmayanların, bağlama şekli, evsafı aynı olan başörtüsünün kendi saflarında olduğunda büyük bir memnuniyet ve
sevecenlik ile karşılaması ise, iki yüzlülüğün, omurgasızlığın nasıl tavan yapabileceğini görmüş olduk.

İnsan ister istemez, Gezi’de ağaç, Boğaziçinde rektör, türban/başörtüsünde de laiklik bahaneymiş demeden edemiyor.

Devletin valisine, kaymakamına “Militan” diyeceksin, ama devletin polisine tekme, arabasına taş atana “Terörist” denmesinden rahatsız olacaksın…

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.