Sıradaki içerik:

13 Eylül Pazar Reyting Sonuçları! Arıza mı? Savaşçı mı? Maria ile Mustafa mı?

e
sv

YALAMA YAPMAK İÇİN ÇABALAMAYIN

avatar

Hasan KAYA

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

kose-yazilari

“ Yalama Yapmak” deyimi toplum arasında yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu içinde de bu deyime hepimizin kulak aşinalığı vardır. Teknik olarak somunun aşrı ve düzensiz kullanılması sonucunda deforme olması nedeniyle tutmaz olup boşa dönmesi anlamında kullanılır. Gündelik ve sosyal hayatımızda ise toplum için önem taşıyan değerleri önemsizleştirmek için yapılan algı ve düzgü operasyonları için kullanılmaktadır.

Bütünün parçalarını bir birine tutturmak için vida ile somun ne kadar önemli ise, toplumları da ayakta tutan, birlik ve beraberliği kaynaştıran, yüz yıllar içinde tarihin süzgecinden geçerek kabul görmüş, gelenekselleşmiş ve toplumun karakterini yansıtan gelenek, görenek ve değer yargıları da bir o kadar önemlidir.

“Komşusu aç iken, tok yatan, bizden değildir.” Hadisi Şerifindeki Peygamber (SAV)’in “ Bizden değildir.” reddiyesine maruz kalmamak için her mümin, inancı ve elindeki imkânlar doğrultusunda, komşusuna, fakir, fukaraya, garip gurabaya, yolda kalmışa, düşküne sahip çıkmış, gözetmiş ve elinden gelen yardımı da sağ elinin verdiğini sol elinin görmediği gizlilik içinde yapmıştır.

Ecdadımızın; göçmen kuşlar ve kimsesiz, evlenemeyen genç kızlar için çeyiz yardımı yapılması amacı ile kurmuş olduğu vakıflar bugün tarumar edilmiş olsa da tarihimizin yüz akıdır.

Ecdadımızın Hilal-i Ahmer Cemiyeti, günümüzde Kızılay ismi ile faaliyetine devam etmektedir. Ancak geçmişimizden gelen birçok değerimizin erozyona uğratıldığı gibi, günümüzde de müesseseleşmiş son yardımlaşma kurumu olan Kızılay birilerinin gözüne fena batmış olmalı ki, Kızılay’ı yıpratmak ve “Yalama Etmek” böylece de işlevini tam anlamı ile yerine getirememesi ve toplum nazarında itibarsızlaştırmak için yıpratma kampanyası başlatılmasına şahit olduk.

Elazığ depremi ile koordineli bir şekilde yıpratılmaya çalışılan ve “ Biz bize yeteriz Türkiye’m ” sloganı ile başlatılan yardım kampanyası ile zirve yapan ve “ Zırnık Vermem” kindarlığına dönüşen nefret söylemleri ile devam etmiştir. Cumhurbaşkanımızın “ Biz bize yeteriz Türkiye’m ” çağrısı ile başlatılan yardım kampanyasına halkımızın gösterdiği teveccüh ile karalama ve yıpratma kampanyasına net bir şekilde gereken tavrını koydu.

Bunun içinde yıpratma kampanyası ile başarılı olamayacaklarını anlayanlar bu defa suyu bulandırmak, yardımlaşma kampanyalarını siyasi ranta çevirip, toplumsal değerlerimizi “Yalama yapmak” için algı yaratmak ve bilgi kirliliği oluşturmak için harekete geçtiler.

Belediyelerin zekât ve sadaka toplama gibi bir görevi ve yetkisi olmadığı halde, İmamoğlu zekât ve sadaka istemeye başladı.

İmamoğlu’nun zekât ve sadaka istediğini gören Mansur Yavaş, Mahalle Bakkallarındaki veresiye defterlerinin yırtılması şovuna başladı.

İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan’da Anadolu’ya has olan ve en ücra köşelerine kadar uygulanan “Askıda” uygulamasının mucidi imiş gibi sahiplenip “Askıda Ekmek” uygulaması başlattığını duyurdu.

Adana Büyükşehir Belediye Başkanı da altta kalmamak için hedefi biraz daha büyük tuttu, Şehir Hastahanelerine alternatif “Sahra Hastahanesi” yaptığı iddiası ile ortaya çıktı.

Bir de bağışıklığı güçlendirdiği için 100 ton limonun İstanbul’a getirilmesi olayı var ki, her fırsatta halkı makarnacı diye aşağılayanların düştüğü vahim durumu gösteren tam Aziz Nesinlik bir dram oldu.

Koronavirüs ile mücadele kapsamındaki düzenlenen ve sdik yarışına dönen yardım kampanyalarındaki bu gelişmeler, Demirel’in 1991 seçimlerinde :”kim ne veriyorsa beş lira fazlasını vereceğim” vaadini akıllara getirdi.

Türk halkını hafife almayın. Kimin değerlerine gerçekten sahip çıktığını, kiminde sahip çıkıyormuş gibi yaparak toplumun önemsediği değer yargılarını tiye alıp yalama yapmak için uğraştığını çok iyi biliyor ve görüyor.

Bunun için yüzyılların kazanımı olan gelenek ve göreneklerimizin değerlerini bilelim. Orasından burasından çekiştirip “Yalama yapmak” yerine, siyaset üstü bir konu olarak değerlendirilmesi gerektiğini gerçeğini görelim.

Yoksa halkımızı “ Makarnacılar ve Limoncular” diye ayrıştırmanın hiç kimseye bir faydası olmadığı gibi topluma kuru gürültü kirliliğinden başka hiçbir işe de yaramayacaktır.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.